Kaliteli Bir İlişkinin Anahtarı: Doğru İletişim

İletişim, eski çağlardan beri insan doğasıyla bütünleşmiş ve iki insanın veya toplulukların kendi içlerinde uyum içinde yaşamalarında etkin rol oynamış bir unsurdur. Peki, önemi binlerce yıl öncesinden gelen bu unsur, günümüzde kurulan ikili ilişkilerde ne kadar önemlidir?

Elbette, ilişkinin devamlılığı açısından doğru ve etkili bir iletişim kurmak en önemli kurallardan biridir. Özellikle mutlu ve başarılı ilişkilerde, iletişimin ne kadar ön planda olduğunu her an görebiliriz. Bu konuda size söylememiz gereken ilk detay, tüm ilişkilerde bazen bireylerin yalnız kalmaya ihtiyaçlarının olduğudur. Bu, insanın psikolojik yapısıyla ve hormonal sistemiyle yakından alakalı bir durumdur. Bu dönemler haricinde, iletişim kalitesini yüksek tutmayı başaran çiftlerde ise başarılı bir ikili ilişki süreci sağlanmış olur.

Aslında iletişim çok zor bir şey, çünkü karşımızdaki insanla iletişimde yakınlaştıkça aynı zamanda kendimizle de yakınlaşırız. Kendimizle yakınlaştıkça kendimizle temasımız artar ve aslında bazen iletişimde iyi hissetmeyişlerimiz kendimizle daha çok temas ettiğimiz içindir. Yalnız iken ve kimseyle iletişim kurmuyor iken kendimizle olan temasımız daha az olur, bir ötekine yaklaştıkça kendimize temasımız artar.

İletişimde Duygu ve Düşünce Kanalı

İletişimde iki ayrı kanal vardır: Duygu kanalı ve düşünce kanalı. Doğru iletişim kurabilmek için iki kişinin aynı kanalda olması lazım, yani bir kişi düşünce kanalında iken diğer kişi duygu kanalında ise birbirlerini anlayamazlar, her iki kişi de duygu kanalında ise duygularını paylaşabilirler, duygu kanalında daha çok paylaşım yapılır. Düşünce kanalında ise duygular pek yoktur sadece fikirler tartışılabilir, muhakemeler yapılabilir, münazara yapılabilir, teknik konular konuşulabilir.

Konu hakkında Çift Terapisi İstanbul yazımız da ilginizi çekebilir.

İletişim Becerilerimiz Nasıl Gelişir?

İletişim, temelleri çocukluğa ve aile yapısına bağlı olan bir unsurdur. Çocukluk döneminde aile ve çevresel faktörlerin etkisiyle kişinin iletişim becerilerinin temeli atılır. En sık olarak anne, baba ve kardeşler gibi yakın akrabalar, öğretmenler ve arkadaşlar iletişimde en etkili olan kişilerdir. Bu nedenle, anne ve babaların özellikle çocukları erken yaşlarda iken tavır ve davranışlarına ekstra özen göstermeleri gerekmektedir.

Kaliteli Bir İlişkinin Anahtarı: Doğru İletişim

İletişim becerileri, aileden ve yakın çevreden köken alsa da sonrasında kişinin tercihleriyle şekillenir. Özellikle kendi kişisel gelişimine önem veren bireylerde iletişim becerileri çok daha gelişmiş bir hale gelebilir. İletişimde eksiklik ve kopuklukların olduğu ailelerde yetişmiş olan bireylerin, sonradan kendilerini geliştirip çok daha etkili iletişim kurabildiği durumlar vardır.

Doğru İletişim Kurmaya Engel Yaratan Durumlar

Doğru iletişim ve onu elde etmek için gerekenler, psikoloji de dahil birçok bilim dalının ele aldığı oldukça büyük ve önemli bir konudur. İkili ilişkilerde doğru iletişim, ilişkinin başarıyla ve mutlu şekilde yürütülmesini sağlamaktadır. Her zaman doğru iletişimin sağlanması mümkün olmasa da genel anlamda sağlanması durumunda ilişki çok daha olumlu bir hale gelecektir.

Karşımızdakini Dinlememek

Kişi karşısındakini dinlemeyince otomatikman ayna nöronlar (ayna nöronlar sayesinde karşımızdaki ne yapıyorsa bizde aynısını yaparız), karşısındaki kişi de onu dinlemez, zihninde cümleler hazırlar ve karşısındaki kişiye vereceği cevapları düşünür. Bu durumda karşıdaki kişi de ister istemez aynı durumu sergiler ve karşısındakini ddinlemeden kendi cevaplarını hazırlar. Bu durum karşılıklı bir iletişimden ziyade herkesin kendi kendine konuşması durumudur.

İşitmek başka, dinlemek başka bir şeydir. Birisinde içsel olarak beynimizde duygular hissediyoruz, işittiğimizde ise sadece sesi işitiyoruz. Ancak dinlemek doğru şekilde şöyle olmalıdır. Karşımızdakini dinleyip ondan bir şeyler öğrenmeye çalışmalıyız, bunun için de bütün dikkatimizi ona vermeliyiz. Dinlediğimiz süre boyunca ise kendimize dönüp kendimize odaklanmamız yanlış olacaktır. Çoğu kii bu yanlışı yapar. Karşısındakini dinlerken kendi içine dönüp kendi duygularını analiz eder ve kendi kafasında planladıklarını söyleyebilmek iin karşısındakinin susmasını bekler.

Aralarında sohbet eden ama hepsi farklı bir şey anlatan hanımlar düşünelim, Masa etrafında otururlar, biri torununu anlatır, biri gelinini, biri ağrılarını anlatır. Bu sohbette kimse kimseyi dinlemediği için derinlemesine keyifli bir sohbet olması mümkün olmaz. Kişi karşısındakini dikkatini vererek dinlemediği için konuşma bir yarar sağlamaz, sorunlara bir çözüm bulmaz, sadece anlık olarak konuşup rahatlama sağlanmış olur.

Söz Kesmek

Duygularımız bazen olumlu ya da olumsuz olarak zirve yapabilir. Belli bir konu çerçevesinde konunun yeri gelmişken fikrimizi söylemek gerekliliği hissederek karşımızdakinin sözünü kesebiliriz, gayri ihtiyari olarak karşımızdakini susturmaya çalışabiliriz. Ancak iletişimde karşımızdaki kişinin sözünü kesmemek oldukça önemlidir. Karşı tarafın cümlesi bittikten sonra konuşmaya başlam doğru bir tavır olacaktır.

Bu alışkanlığı edinebilmek için ara ara kendimizi muayene edebiliriz. Ben dinlerken kendime mi odaklanıyorum, yoksa karşı tarafı bütün dikkatimi vererek dinleyebiliyor muyum, konuşurken insanaların sözünü kesiyor muyum, bunu ne sıklıkta yapıyorum.

Güvendiğimiz yakın olduğumuz insanlardan bu konuda bize geri bildirimde bulunmalarını rica edebiliriz. Ben senin sözünü kesersem bana farkettir diyebiliriz. Çünkü bu davranış bazen de bilinçdışı şekilde ortaya çıkabilir. Burada önemli olan bu davranışları farketmek ve düzeltmek için gayret etmek olacaktır.

Zihin, kar-zarar hesabı ve haz odaklı çalışır. Peki, sağlıklı iletişimin insana nasıl bir karı olabilir? Yapılan sohbette bir derinlik yaşamak, karşımızdakinden bir şeyler öğrenmek veya anlattıklarından kendimizle ilgili bir şeyler fark etmek doğru iletişimin karı olacaktır. Doğru iletişim kurduğumuzda karşımızdaki kişi ile birbirimizi eğitip geliştiriyoruz. Derinlikli sohbetin hazzı da iyi olur etkisi daha uzun sürer, kendimizi daha huzurlu daha dingin hissederiz.

İletişim bozukluğu olan birisinin terapide yol alması da oldukça zordur ve önce bu iletişim hatalarının düzeltilmesi gerekir.

Terapist ile görüşen bir danışan A konusunu anlatıyor, B konusunu anlatıyor, C konusunu anlatıyor. Bu anlatımlar neticesinde terapistinin vereceği geri bildirimleri bütün dikkatini vererek dinlemesi gerekirken her canı yandığında terepistin sözünün arasına girmesi, terapisti susturup sözünü kesmesi oldukça sık karşılaşılan bir iletişim hatasıdır. Danışan eğer terapisti sözünün sonuna kadar ve tüm dikkatiyle dinlerse tedavi olur. Bu yüzden öncelikle terapide iletişim hatalarının düzeltilmesi sonrasında terapide derinleşme başlayacaktır. İletişim probleminin devam etmesi halinde terapi yıllarca sürebilir.

Çok Konuşmak - Karşındakini Esir Almak

Aileler de bu yanlışı en sık yapanlar arasındadır. Örneğin çocuk odasında oturmak ister ve ailesinden biri gelerek sürekli bir şeyler anlatır. Aynı durumu eşler/çiftler de birbirlerine yaparlar. Biri sohbet etmek ister diğeri istemez. Ancak sohbet etmek isteyen karşısındakinin duygularını umursamadan sohbete devam eder. Özellikle aile büyüklerinin tüm aileyi buna maruz bırakması sık görülene bir şeydir.

Bu tavrı sergiliyorsanız çocukluğunuzda aileniz ve yakın çevrenizde bu davranışı kim sergiliyordu, bunu incelemek gerekir. Ya da çevrenizde herhangi biri bu tavra sahipse yine aynı şekilde ailesinde bunu yapan ve örnek aldığı bir insan mutlaka vardır.

Kendimizde bu durumu farkettiğimizde, karşımızdakini sözünü kesen, çok konuşan biri olduğumuzu farkettiğimizde hem bunu düzeltmek için çaba göstermeli, hem de düşünmeliyiz çocukluğumuzda ailemizde bunu bize kim yapıyordu. Bu konuda bağlantıyı kurabilmek bile bazen çözüme ulaşmada büyük ölçüde başarı sağlar. Ya da o kişiyle kötü anılarımız olabilir bu anıları çalışmak gerekir O anıların bilince gelmesi ve duyguların yaşanması iletişimi düzeltmeyi de kolaylaştırır. İletişimi düzelttikçe de terapi daha verimli olmaya başlar ve kişi söz kesmeden karşısındakini dikkatini vererek dinleyince giderek derinleşir.

Kişi Davranışlarını Okumak

Bir çocuğa bir şey söylemek veya çocuğu gözetlemek çocuğun onu daha çok yapmasına sebep olur, özellikle ergen bireylerde beyin zıt çalışır. Kendi kimliğini oluşturmak için ve anne babadan ayrışmak için ara sıra anne babanın söylediklerinin zıttını yapması, kendi kimliğini oluşturmak içindir. Eğer çocuk anne-babasının her dediğini yaparsa kişiliksiz olur, kendi duyguları yok olur ve zamanla başkalarının duygularını kendi duyguları sanmaya başlar.

Bu bağlamda ele alırsak, uslu çocuklarda ruhsal sıkıntılar daha fazla olabilir, bağıran çağıran, kendisini ifade eden, itiraz eden ve kendi duygularını ifade eden çocuklar daha sağlıklı olabilir.

Çocuklarla iletişim kurarken çok basit cümleler kurmamız gerekir. Aynı şekilde büyüklerle de basit iletişim kurmak gerekir.

6 cümle mümkünse 4 cümle, arkadaşın oyuncağını kırmış sen de üzülüyorsun. Bu durumda karşımızdakinin duygusu ne ise onu başka bir şeye dönüştürmeye veya yatıştırmaya çalışmamalıyız. Kişinin kendisini daha iyi hissetmek için bizden bir talebi varsa yapabiliriz, ama hemen cebimizden çıkarıp oyuncağı vermemiz yanlış olacaktır.

Çocuğun karşılaştığı durumlarda bir süre yas tutması gerekebilir. Bu durumda sadece çocuğun duygusunu tanımlamak ona yardımcı olabilecektir. Yaşadığı hissi biliyor ancak bu duyguyu anlamlandıramıyor, tanımlayamıyor, etiketleyemiyor olabilir. Niye üzüldüğünü, neden kendisini kötü hissettiğini ona etiketlediğimiz zaman, çocuk da o duyguyu daha iyi regüle edebilecek ve rahatlayacaktır.

Alan İşgali

İşgal demek karşımızdaki kişinin alanına girmek demektir.

Canımız sıkıldı diyelim. Sohbet ihtiyacımızı karşımızdaki kişiyle gidermeye ve onunla zorla sohbet etmeye çalışıyoruz. Bu şekilde karşımızdakin zorladığımızda içimizdeki olumsuz ve kötü duyguları da karşı tarafa aktarıyoruz. Kötü duyguları karşı tarafa aktardıkça da rahatlıyoruz. Aslında kişiyi rahatlatan şey sohbet ihtiyacının karşılanması değil, karşımızdakine kötü hissettirmek. Kötü hissettirmek de birkaç duygu atmakla olur, karşı taraf tiye alıyor, tepeden bakıcı konuşmalar yapıyor, bireyi değersizleştiriyor.

Yansıtmalı özdeşim yani karşı taraf kötü hissetti bu durumda ben iyi hissettim örneği. Bir süre sonra insanlar bu duruma maruz bırakıldıklarını farketmeye başlarlar. Başka insanlarla sohbetleriyle kıyas yaparak iki iletişim arasındaki farklılık çok net görülebilir. Bu ilişkinn devamında huylu huyundan vazgeçmezse o kişiyi hayatından çıkarması da kaçınılmaz oluyor haliyle.

En temel tabirle iletişim iyiyse iletişimde iyi hissediyoruz, ilişkilerimiz de iyi gidiyor. İletişimimiz kötüyse giderek kötü hissediyoruz ve terk ediliyoruz. Yansıtmalı özdeşimde iletişim kötüyse avantajı kişinin kendini iyi hissetmesi ama dezavantajı da terk edilmek.

İkili ilişkilerdeki partnerler seçimlerini yaparken beni çok seven biri olsun ya da bana çok değer veren biri olsun, beni koruyan biri olsun (babam olsun), annelik babalık değil de daha erişkin erişkin ilişki, birlikte yeni şeyler deneyebileceğimiz beraber gelişebileceğimiz bir ilişki olsun, beni çok sevsin dediğimiz zaman o kişiyi ilişki içerisinde annemiz, babamız, abimiz, ablamız yapmış oluyoruz. Bu süreçte ilişki 2 yıl kadar devam ediyor; ancak sonrasında kaçınılmaz olarak duygularda değişiklikler ve çatışma olmaya başlıyor. Yani başlangıçtaki aşk duygusu yatışıyor, belki süreçte birşeyler onarılıyor ama partnerler birbirlerine iyi gelmemeye, sorunlarına çözüm olmamaya başlıyorlar.

Sorulara Belirsiz Yanıtlar Vermek

Belirgin bir örnek olarak, soru cevaplamamak bir iletişim hatasıdır: Mesela aç mısın sorusuna sabah bir şeyler yedim olarak bir cevap veriliyorsa, bu karşı tarafta bir belirsizlik yaratıyor. Aç mısın sorusunun cevabı açım ya da tokum olmalıdır. Karşıdaki kişi bir kişinin sabah yemiş olduğu bilgisinden o an aç ya da tok olup olmadığını tahlil edemez. Bu belirsizlik de iletişim sıkıntısına yol açar.

Başka bir örnek olarak: yorgun görünüyorsun yorgun musun. Cevap; bu ara havalar değişken bana iyi gelmiyor. Önce soruyu cevaplamalı, soruya belirgin bir cevap vermeli, karşımızdakinin yaşayacağı belirsizlik hissini ortadan kaldırmalıyız.

Soru Sormak ve Cevabı Dinlememek

Soru sormak ve cevabı dinlememek bir iletişim hatasıdır

Bugün günün nasıl geçti. Bu soruya karşı taraf cevap verirken camdan dışarı bakmak ve içtenlikle dinlememek bir iletişim hatasıdır. İletişimde karşı tarafın duygusuna, beden diline, ses tınısına odaklanmak gerekir, yalnızken kendimize odaklanabiliriz. Karşımızdaki kişiyi dinlerken, özellikle de kendi sorduğumuz bir soruyu karşı taraf yanıtlıyorken ilgi ve odağımızı ona vermemiz ve yüz mimiklerine odaklanmamız gerekir. Bazen iletişim sırasında iç dünyamıza dönüp anılara gidebiliriz, ancak bunu yalnızken yapmalıyız. Sohbet sırasında ilgimiz karşımızdaki kişide olmalıdır. Kendimizle ilgili analizleri sohbet sonrasında yapabiliriz.

İletişim Becerilerimiz Nasıl Gelişir - İletişimde Yapılan Hatalar

Araya Başka Birini Sokmak

Anne çocuğa kızıyor veya baba, gücü yetmiyor ötekine söylüyor şu oğlana söyle de şunu şöyle şöyle yapsın. Herkes kendi duygusunu kendisi söylemelidir. Baba ben çocuğa bunu yaptırmak istemiyorum diyebilir. Gelin kaynana ilişkisinde de benzer durumlar yaşanabilir ve bu durumda erkek arada haberci gibi bir görev üstlenirken bunu farkederse aradan çekilecektir.

Anne-Babaya Benzetmeye Çalışma

En sık yaşanan iletişim hatalarından birisi de partnerimizi anne-babamıza benzetmeye çalışmaktır. Annem şu çorbayı çok güzel yapardı bildirimini alan karşı taraf o çorbayı aynı şekilde yapmaya başlıyor. Bir süre sonra bu konudaki örnekler çoğalmaya başlıyor ve zaman içerisinde bilinçaltı, partneri anne gibi algılamaya başlıyor. Buna bağlı olarak da cnsel arzu düşmeye başlıyor. Ancak bu sadece erkek ya da sadece kadın tarafında yaşanan bir değişim değil. İki tarafın da kimliği, kişiliği zaman içerisinde değişime uğruyor. Bu değişimlerin sonucunda terapiye gelen çiftler hep ilk başladığında ilişkilerinin bu şekilde olmadığını söylerler. Ancak süreç içerisinde bu değişimlere kendileri de katkıda bulunmuşlardır.

Yönlendirici Soru Sormak

Yönlendirici soru sormak iletişim hatasıdır:

Ahmet sence ben nasıl bir insanım? Burada sorarken ses tınımda şöyle bir şey var: beni gör, ben iyi bir insanım. Bu yönlendirmeye maruz kalan karşımızdaki kişi de sen çok iyi bir insansın demek zorunda kalıyor haliyle. Ancak belki karşımızdaki insan olumsuz bir şey söylemek istiyor veya hem olumlu hem olumsuz bir şey söylemek istiyor. Soruyu soran taraf ses tonundaki tını ile karşısındaki kişinin kendi fikirlerini söylemesine engel olduğu gibi, yalnızca kendi istediği cevabı almaya da odaklanmış oluyor.

Başka bir örnek olarak partneriniz bir soru soruyor: Bugün günümüz çok güzel geçti değil mi? Bu yönlendirici bir soru, belki kendisi için iyi geçti ama sizin için iyi geçmedi.

Ama soru yönlendirici olarak geldiği için, siz de kişinin duymak istediği cevabı, yani mecburen evet cevabını veriyorsunuz.

Daha önce de bahsettiğimiz örneğe göre bu iletişim şeklinin yararı, soruyu soran tarafın ben ne istersem karşımdaki de onu söylüyor ve ben kendimi iyi hissediyorum şeklindedir. Bunun zararı ise, kişinin sadece kendi zihnindeki dünyaya sahip olması ve bu dünyanın sahte olması ile giderek sahte bir ilişki yaşamaya başlanması olacaktır. Süreç içerisinde iki kişi de ilişki içerisinde birbirlerine tiyatro oynamaya başlıyor, sevgiliyse ayrılıyor, evliyse boşanıyo ve en kötüsü de onları ayrılığa getiren sebepleri anlayamıyorlar.

Partnerler birbirlerine olumsuz şeyleri de söyleyebiliyorsa ama hürmetli bir şekilde söyleyebiliyorsa o iletişim iyidir, olumsuz şeyleri söyleyemiyor veya saldırgan şekilde söylüyorsa o iletişim kötüdür. Bağırıp çağırarak, tepeden ve saldırgan bir tavırla görüşünü söylemek ne kadar kötü ise ezikçe söylemek de bir iletişim hatasıdır. Doğru bir iletişim için partnerimiz bize olumsuz şeyleri de hürmetli ve naif bir şekilde söyleyebilmeli ve söylemelidir. Aynı şekilde biz de ilişkimizde aynı iletişimi kurabilmeliyiz.

Birine aşık olduğunuzda duygunuz saman alevi gibi hemen çok yükselirse bu tehlikeli bir durumdur. Fakat tanıdıkça o insana karşı duygularınız yükseliyorsa ve aşık oluyorsanız bu daha sağlıklı bir iletişim şeklidir.

Topluluk önünde konuşurken pek fazla jargon kullanmamak gereklidir. Örneğin Freud'a göre böyle demek yerine, bir bilim adamı var x konu hakkında bunu ifade ediyor gibi kullanmak daha doğru oacaktır.

Terapi sırasında yada sonrasında danışanlarımız bizi eleştirebilirler. Bu doğal ve sağlıklı bir durumdur. Ancak eleştirdiklerinde eleştiriyi kabul edebilmek de karşımızdakini iyileştirir. Aynı durum tüm ilişkiler için geçerlidir.

Karşı Tarafı İkna Etmeye Çalışmak

Konuşurken karşı tarafı ikna etmeye çalışmak fikrimizi zoraki kabullendirmeye çalışmak bir iletişim hatasıdır. Bu durumda karşıdaki kişiden yalnızca baskıladığınız şekilde duymak istediğiniz cevapları alırsınız, gerçek fikrini öğrenemezsiniz. Bu durum ilişkiye zarar vereceği için zaman içerisinde ilişki yıpranır.

Şüpheci ve Sorgular Gibi Soru Sormak

Konuşurken şüpheci düşünmek ve sorguya çeker gibi şüpheci sorular sormak iletişim hatasıdır. Karşınızdaki kişi de bu durumu fark eder ve o konuda bir hatası olmamasına rağmen kendisini savunacak cevaplar verebilir.

Eleştiri

Bilinenin aksine yalnızca kötü yönleri belirtmek demek değildir. Eleştiri hem pozitif hem negatif yönleri ele alan bir değerlendirmedir. Özellikle ikili ilişkilerde bu değerlendirme, saygı duyulan ve sevilen biri tarafından yapıldığı için çok değerlidir. Bu noktada önemli olan eleştirinin yapılış şeklidir. Sert şekilde, hor görerek veya suçlayarak yapılan bir eleştiri olumsuz bir iletişime sebep olur. Eleştiriyi dikkatli bir şekilde ve karşıdaki insanı kırmamaya çalışarak yapmak en doğru seçim olacaktır.

Sen Dili Kullanmak

Yapılan araştırmalar ben dili kullanılarak kurulan cümlelerin çok daha verimli bir iletişime olanak sağladığını göstermektedir. Hedeflenen bu olmasa dahi, sen dili kullanıldığında karşıdaki kişiyi suçlayıcı bir ifadede olduğumuz düşünülebilir. Sen şöylesin, sen böylesin gibi ifadelerle yapılan tespitler, karşı taraf için bir suçlama gibi algılanabilir ve savunmaya geçebilir. Ancak kendimizi, kendi düşünce ve bakış açımıza göre ifade edersek, karşı taraf da suçlandığını hissederek kendisini tehdit altında hissetmeyeceğinden daha doğru bir iletişimin temelini atmış olur ve başarılı iletişim kurmak konusunda büyük yol kat ederiz.

Emir Cümleleri Kurmak

Emir veren cümleler kullanılmamalıdır. İstekler; lütfen ve rica ediyorum gibi nezaket belirten kelimelerle beraber yapılmalı. Bu böyle olmalı gibi bir ifade kullanmak yerine, bu konuda bu şekilde olması gerektiğini düşünüyorum gibi ifadeler kullanabiliriz.

Çıkarım Yapmak

Çıkarım yapmak ilişkilerde en yanlış noktalardan biridir. Özellikle normal bir cümleden olumsuz bir çıkarım yapmak iletişimi zedeler. Yaşadığınız ikili ilişkilerde karşınızdaki kişinin ifade ettiklerini, ifade ettiği şekilde değerlendirmek, yanlış çıkarımlar yapmamak adına oldukça önemlidir. İnsan, karmaşık bir ruhsal yapıya sahiptir. Karşınızdaki kişiyi ne kadar iyi tanısanız da bazen hareketlerine farklı anlamlar yüklemeniz kaçınılmaz olur. Böyle durumlarda sakin kalarak, aslında size ifade edilen konuyu söylendiği şekliyle değerlendirmelisiniz.

Saygı Duymamak

Saygı, ikili ilişkilerde sevginin tamamlayıcısıdır. Göz teması kurmak, sözleri bölmemek, dikkatle dinlemek ve anlaşıldığına dair kafa sallamak gibi beden dili hareketleri kullanmak; karşınızdaki kişiyi sizin onu saygı ve dikkatle dinlediğiniz konusunda ikna eder. İkili ilişkilerde samimiyetle beraber bu saygı durumu ortadan kalkabilmektedir ve bu da iletişimde bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.

Olumsuz Yönleri Vurgulamak

Bir istekte bulunurken karşınızdaki kişinin bunu ne kadar iyi yaptığından veya yapabileceğinden bahsederek iletişimi güçlendirebilirsiniz. Örnek vermek gerekirse; bir kişiden çorba yapmasını isteyecekseniz, önceden çok lezzetli çorbalar yaptığını söyleyerek konuya girmeniz daha etkili olacaktır. Bir hediye paketi yapmanız gerekiyorsa, sen güzel yaparsın, bana yardım eder misin gibi ince bir teklifte bulunabilirsiniz. Bu durum ikili ilişkilerde de oldukça önemlidir.

Şeffaf Olmamak

Duygular ve düşünceler karşımızdaki kişiye net ve doğru şekilde iletilmelidir. Aksi takdirde ikili ilişkiler de dahil olmak üzere tüm iletişimlerde, iletişim kopukluğu yaşanacaktır.

Kıyaslama Yapmak

Kıyaslama yapmak, iletişimdeki en büyük engellerden biridir. Sadece duygusal ilişkilerde deği, hayatınız boyunca kurduğunuz tüm ilişkilerde bir insanın iyi yada kötü yönlerini başka kişiler üzerinden tahlil etmek, ilişkinin hasar almasına sebep olacaktır. Kıyaslama hatasına düşüldüğü takdirde, diğer maddeler uygulansa bile başarılı bir iletişim kurmak mümkün olmayacaktır.

İletişim Hatalarında Çocukluk Temeli

İletişimde yapılan hataların çocuklukla da yakın ilgisi var. Örneğin bir kişi sözü aldıktan sonra asla bırakmıyor ve devamlı konuşuyor, karşısındaki kimseye söz hakkı vermiyorsa bu iletişim hatasını mutlaka çocukluğunda bir kişi yapıyor anlamına gelir ve kişi de kendisine bu kişiyi örnek almıştır.

Kötü bir iletişimi doğru bir iletişime çevrimeye çalışmanın bir amacı da kötü anıları durdurmaktır. Örneğin, bir kişi bize bir konuda bilgi verirken, bir şeyler anlatırken, bu konu bize kendimizdeki kötü bir anımızı hatırlatabilir. O zaman bilinç dışımız içten gelen bir dürtü ile karşımızdakinin sözünü kesip susturmamızı komut verebilir. Bu durumda kişi geçmişteki kötü anıları ile temasını durdurmak için karşısındakinin sözünü keserek kendisi bir şeyler anlatmaya başlar.

Karşılıklı bir iletişim sırasında telefona bakmak da karşımızdaki kişiyi dinlemediğimizi gösterir. Bu durumda da kendimizi test edebiliriz. Telefona bakmak; bir şey öğrenmek için mi, boşluk duygusunu doldurmak için mi, bağımlılık mı. Bunu nasıl anlayabiliriz?

Mesela diyeceğiz ki ben telefona en fazla haftada yarım saat bakarım, önemli bir şey varsa bakacağım yoksa bakmayacağım. Bir hafta bunu hayatımızdan çıkarabiliyorsak, istediğimiz zaman bakmamayı başarabiliyorsak bağımlı değiliz. İstiyor ve 1-2 gün anca başarabiliyorsak bağımlıyız.

Sohbet sırasında grubun içinde farklı duygulanımlar yaşanır. Bu duygular her zaman iyi duygular olmayabilir. İletişim kurmak demek bazı duygular hissetmek demektir. Yani kişi karşısındaki ile iletişim kurarken, sohbet ederken kendisini iyi de hissedebilir, kötü de hissedebilir. Eğer kişi kendisini kötü hissediyor ise bu duygulara da bakması gerekir. Örneğin, bir kişi x kişisiyle sohbet ederken kendisini kötü hissediyorsa, aslında bunu farketmek için de bir fırsat yaratmış olabilir ve bu hissi sorgulamalıdır. Çocukluğunda ne zaman, nerede, kiminle sohbet ederken bu hissi yaşamış bunu kontrol edip bedeninde nerede bir tepki verdiğini izleyerek arada bir bağ kurmalıdır.

Böyle bir sohbet içerisinde kişinin cep telefonuna baktığını düşünelim. Bu eylemi kişinin içindeki negatif duyguyu yatıştırmak için yaptığı görülebilir.

Yine aynı şekilde güvendiğimiz kişilere sorarak bize geri bildirimler vermelerini isteyebiliriz. Bende ne görüyorsun, benim 2 olumlu 2 de olumsuz özelliğimi söyle diyebiliriz.

İletişim hatalarını düzeltmeye kişi öncesinde kendinden başlamalıdır. Kendisinde gördüğü hataları çözüme ulaştırmak için kendisini gözlemlemeli, yaptığı davranışların nedenleri ve bağlarını anlamaya çalışmalıdır. Bu şekilde kişi kendisinde olumlu olana doğru hareket ettikçe çevresindeki kişiler de bunu kopyalamaya başlayacaklardır.

Kişi yakına baktığında frontal korteks aktif, uzağa bakınca limbik sistem aktif demektir. Uzak bir yere bakınca akla o anki konudan farklı bir şeyler gelir ve buluş yapılır, sürekli yakına bakarak icatta bulunulmaz.

Doğru İletişim Çiftlere Ne Kazandırır?

Doğru iletişimi sağlamak için bazı önemli noktalardan bahsettik. Peki doğru iletişim kurmak ilişkinize neler katar, sizlere ne kazandırır bunlardan da bahsedelm.

Anlamak ve Hak Vermek

Anlamak, hak vermek demek değildir. Dinlerken karşımızdaki insan anlaşılmış olduğunu hissetmek ister, karşımızdaki insan gibi düşünmeyebiliriz elbette, ancak onun söylediğini anlamak başka bir şey onun söylediği gibi düşünmek başka bir şeydir.

Sağlıklı bir iletişim için, karşımızdakinin söylediğini anlamamız gerekiyor ve anlamamız için de dikkatle dinlememiz gerekiyor. Arada içgüdüsel olarak hhmmmlayabiliriz, başımızla onaylayabiliriz, bazen özetlemesini isteyebiliriz. Böyle geri bildirimler iletişimi güçlendirir. Şöyle şöyle olmuş sen de üzülmüşsün dediğimizde karşımızdaki insan rahatlar. Çoğu durumda karşımızdaki kişi olay için bizden çözüm istiyor gibi düşünürüz, ama karşımızdaki kişi ilk etapta bir çözüm değil, sadece anlaşılmak ister. Çözüm istiyorsa bunu zaten açıkça ifade edebilir ve biz de çözüm sunmak üzere anlatılanı değerlendirebiliriz.

Karşı Tarafın Talebini Görmek

Sen anlatırken benden seni korumamı bekliyorsun, ben duyguma baktım ama duygum seni korumak değil sadece dinlemek. Bunu söylediğimizde bile karşı taraf çok rahatlıyor. Karşı tarafın talebini sadece görün, anlayın, anladığınızı söyleyin ama yerine getirmek zorunda değilsiniz. Karşı tarafın iletişim kurmasındaki amaç öncelikli olarak anlaşılmaktır.

Doğru iletişim kurmayı öğrendikten sonra sürekli uygulamak da önemlidir. Mümkünse farklı insanlarla sürekli denemeler yapabilir ve yine kendimizin iletişim kurma konusundaki yeteneklerimizi sınayabiliriz.

Rakip Değil Ekip Olmak

Rakip olarak birbirinize engeller oluşturmaktan ziyade ekip olarak beraber çalışabilirsiniz. Duygusal ilişkilerde kazanmak değil, birbirinizle uzlaşmak ve herkesin kazanacağı bir yol seçmek, ilişkinizde mutlu olmanızı sağlar.

Dış Etkenlere Bağlı İlişkinin Sarsılma Riski Azalır

Zorluklara ve ayrılmanızı gerektirecek her türlü duruma karşı çok daha dirençli olursunuz. Özellikle birbirlerine karşı açık ve şeffaf olmayan çiftlerde ufak yanlış anlaşılmalar, konunun daha çok büyüyüp çözümsüz hale gelmesine sebep olabilir.

İlişkideki Her İki Birey de Daha Mutlu Hale Gelir

İkili ilişkilerde kişinin bireysel olarak mutlu olması, ilişkide de mutluluğu getirecektir. Doğru iletişim, mutlu bir ilişkinin ve mutlu bireylerin anahtarıdır.

Problemlerin Çözümünde Kolaylık Oluşur

Her konuyu büyütmek ve içinden çıkılmaz bir hale sokmak kolay olduğu gibi, çok büyük problemleri de farklı bakış açılarıyla ele almak ve ufaltarak çözmek kolaydır. Bu şekilde yaşanan birkaç örnekte çiftler birbirlerine karşı olumlu ve şeffaf tavırlar takınırlarsa, karşılaşılacak diğer problemlerde de izlenecek yol belli olduğundan çözüme daha kolay ulaşılır.

Mutlu İlişki İyi Kariyer

Tüm dünyadaki araştırmaların da gösterdiği üzere; doğru iletişimle kurulan mutlu bir ilişki, iyi bir kariyer için önemli bir etkendir. Sadece kariyer değil, özel hayatında mutluluk ve huzuru yakalayan bir birey, hayatta karşılaştığı tüm zorluklar ya da aksaklıklarda şeffaf olmayı, açık olmayı, konuyu olduğu şekliyle ele almayı başarabileceğinden, çözümlere daha kolay ulaşabilecektir.

Çift İlişkisinde;

  • Konuşurken kıyaslama yapmak iletişim hatasıdır
  • Karşımızdaki insana zorla empati yaptırmaya çalışmak iletişim hatasıdır
  • Laf sokmak iletişim hatasıdır
  • Kötü söz, bağırmak (yükselmek), iletişim hatasıdır, küfür ve şiddete sıfır tolerans gösterilmelidir
  • İlişkide boşanma / ayrılıyoruz / bitti kelimeleri kullanmak iletişim hatasıdır
  • İlişkide birbirinin hocası, terapisti, doktoru, öğretmeni, anne babası gibi davranmak iletişim hatasıdır
  • Konuşurken sürekli başkalarını örnek vermek iletişim hatasıdır
  • Olgu-Algı farklılıklarına dikkat edilerek konuşulmalıdır
  • İletişim açık ve net olmalıdır. Karşı tarafın bizi doğru anlaması bizim sorumluluğumuzdadır
  • Suçlayıcı konuşmalar iletişim hatasıdır
  • Savunmacı konuşmalar iletişim hatasıdır
  • Mağdura yatmak, eziklenmek, kendini acındırarak konuşmak iletişim hatasıdır
  • Çiftler iletişim hataları yapmadan birbirlerine değil, aralarındaki sorunlara hücum etmelidir
  • İyi iletişim eşittir iyi cinsellik demektir
  • İletişim tek taraflı olmaz, iletişimde tek tarafın kazanması aslında kaybetmektir. İletişimde iken karşı taraf desteklenmelidir
  • İletişimde uygun yer ve zaman koşullarına dikkat edilmeli, dokunmanın gücü kullanılmalıdır
  • iletişim kurarken tek bir konuda kalmalıyız
  • Eskiyi konuşmamalıyız
  • Konuşmanın amacını baştan belirlemeliyiz
  • Söylenen sözlerin anlamına odaklanmalıyız
  • Çiftler birbirlerinin anne babalığını kalpten güvenmelidir

İlişki Problemlerinde Terapi

Terapiye gelen insanların %70’i ilişki problemi yaşamakta olduğundan bu sıkıntıdan kurtulmak üzere terapiye gelmeye karar vermekte. Panik atağı olan bir kişi 5 yıl bekleyebiliyor, konu çözümsüz kalabiliyor ama ilişki problemi yaşadığında 1 ay sonra terapiste gelmeye karar verebiliyor.

Bireyin partner seçiminde kendisine benzeyeni seçme eğilimi vardır. Burada her şeyiyle birebir benzerlikten söz etmiyoruz. Mesela 10 özelliğin 7’sinin karşı tarafta bulunmasına yönelik bir eğilim gösteriyor. Yani tamamen aynı ya da tamamen farklı bir seçim yapılmıyor.

Partnerler ilişkilerinde aynı dili konuşunca aynı şeyi paylaşınca kendilerini daha iyi hissediyorlar.

Farklılıklar konusunda da partnerlerin birbirlerinin duygularını bozmamaları önemli. Mesela denizi seyrediyoruz. Deniz ne kadar güzel diyoruz, duygumuz 10 birim. Partnerimiz bizim kadar beğenmiyor diyor ki benim duygum 5 birim. İşte biz bu durumda partnerimizin duygusunu bozmamalı ve bizimle aynı birimde beğenmesi için zorlamamalıyız.

Burada kişi aslında kendi gördüğü güzelliği en az kendisi kadar karşısındaki de beğensin istiyor. Beklenti olarak aynı ses tonu ve vurguyla evet çok güzel desin istiyor. Yalnız beğeni ölçütü dışında bu durumda karşı taraf hayır ben beğenmedim de diyebilir. İşte bu duruma karşılıklı olarak izin verildiği takdirde sağlıklı bir iletişim kurulmuş olur. Diğer türlüsü zaten karşımızdaki kişiyi %100 kendimize benzetmeye çalışmamız anlamına gelir.

Psikoterapist Özkan Yiğit, İstanbul Nişantaşı’nda bulunan kendi kliniğinde çift terapileri ve Borderline, Narsisistik, Şizoidi kişilik bozuklukları ağırlıklı olmak üzere, panik atak, cinsel terapiler, yas ve kayıp terapileri, tükenmişlik, depresyon, özgüven eksikliği, bağımlılık problemleri gibi konularda danışanlarına terapi ile yardımcı olmaktadır. Bilgi ve randevu almak için hemen iletişime geçebilirsiniz.

Blog