Maskelenmiş Yas

Her insanın kayıp, ölüm ve yasla başa çıkma yolu farklıdır. İnsanların yasları ile başa çıkabilme becerisi, onların bu kederlerini ne kadar kabul ettiği veya bastırdığı ile ilişkilidir. Sağlıklı olanı, yasın farkında olmak ve yası yaşamaktır. Sağlıksız olan ise, inkar edilen, yaşanmayan ya da içinden bir türlü çıkılamayan bir yas süreci yaşamaktır.

Maskelenmiş Yas, yası tutan kişinin yasını baskıladığı, yası hakkında konuşamadığı ya da farkında bile olmadığı bir süreçten geçiyor olması durumudur. Vücut yasın acısını yaşarken zihin yasın farkında değildir. Temelde sağlıksal bir sorun olmamasına karşın baş ağrısı, yorgunluk, uykusuzluk, mide sorunları gibi fiziksel ve ruhsal sıkıntılar gözlenir. Yaşanan bu sıkıntıların temeli; kişinin yasını, kederini bastırmış olması ve yaşamamış olmasıdır.

Duyguların bastırılmasının öğretildiği kuralcı toplumlarda maskelenmiş yas daha sık görülür. Özellikle erkekler kendilerine yüklenmiş güçlü olma görevi sebebiyle kederlerini daha çok baskılama eğilimindedir. Kaybı yaşanan kişi çevrenin bilmediği ya da onaylamadığı bir ilişkiyse yasın maskelenme ihtimali artar. Çünkü kişi yargılanmamak ya da sorgulanmamak adına çevresine karşı bu yasını göstermek istemez, yası görmezden gelir, yaşayamaz. Ancak yas oradadır, baskılanması ya da yaşanmaması onu ortadan kaldırmaz, aksine zamanında ve yeteri kadar yaşanmasına izin verilmezse kişinin sağlıksal olarak sıkıntılar yaşaması kaçınılmazdır.

Kayıptan sonra hayata sağlıklı bir şekilde devam edebilmek için mutlaka yasın tüm aşamalarını yaşamak gerekmektedir. Ortalama 6 ay süren evreler 1 yıla kadar uzayabilir. 1 yılın üstünde süren tamamlanamayan yas durumlarında psikolojik destek almak uygun olur.

Yas Belirtileri Nelerdir?

Yukarıda belirtildiği gibi hayata daha sağlam ve bilinçli bir şekilde devam edebilmek adına yas sürecinin tüm evreleriyle yaşanması gerekir. Bununla birlikte yas sürecinde olan kişiler için bazı belirtiler yasın başladığına dair bilgi vericidir. Bu bağlamda bu belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Beden olarak yapılan yakınmalarla birlikte yorgunluk ve bitkinlik, iç çekme ve derin solumak
  • Dış dünyayla bağlantıyı kesme ve yası tutulan kişi ile devamlı olarak zihni meşgul etme
  • Yası tutulan kişiye karşı suçluluk duygusu hissetmek
  • Çevreye karşı öfkeli ve düşmanca davranmak. Önemli bir süre oldukça asabi olmak
  • Yası tutulan kişiden önce normal bir şekilde devam eden yaşam sürecinin ölümden sonra aksamaya başlaması. Alışılmış davranışların dışına çıkılması
  • Yası tutulan kişiye ait davranışların yas tutan kişide de görülmeye başlanması

Yas tutan kişide görülen bu belirtiler altı ay, bir yıl süre zarfında görülebilir. Daha sonraki süreçte ise zaman geçtikçe normale dönüş süreci başlar.

Maskelenmiş Yas - Yas Terapisi

Yas Çeşitleri Nelerdir?

Yaslar genel olarak insanların yaşadığı kayıplar, ölümler neticesinde ortaya çıkar. Bu kaybı hazmedemeyen bireyler çeşitli psikososyal etki altına girerler ve bu insan üzerinde görülen etkiler yas olarak adlandırılır. Bu bağlamda kişinin yaşadığı etkiye göre farklı isimlerle adlandırılan yaslar farklı süreçler ile geçirilerek tamamlanır. Bu bağlamda normal olarak görülen yas süreci ile psikolojik destek alınarak tamamlanabilen yas süreçleri de mevcuttur. Şimdi gelin yas çeşitlerine hep beraber bakalım.

Normal Yas

Yaşanan kayıp sonrasında yas sürecinin normal olarak devam ettiği ve süreç tamamlanınca normal yaşama kolay bir şekilde dönüldüğü süreç normal yas olarak tanımlanır. Bu yas türünde duygular, bedensel belirtiler, düşünceler ve davranışlar beklenilen şekildedir ve olağanüstü herhangi bir durum sezilmez. Dolayısıyla normal olarak görülen tepkiler bütünü normal yas olarak ifade edilir. 

Bu çerçevede duygu olarak üzüntü, öfke, yorgunluk, yalnızlık, çaresizlik, hissizlik, bitkinlik, depresyon, suçluluk gibi duygu görülmesi normaldir. Yine bedeni olarak göğüste sıkışma, nefes alışverişlerde zorlanma, yorgunluk ve kaslarda güçsüzlük hissi, ağız kuruluğu ve gürültüye hassasiyet gibi belirtiler görülür. Normal yas sürecinde düşünce olarak ise ölümü inkâr etme, kabullenmeme, konsantrasyon sıkıntısı, odaklanmada yaşanan sıkıntılar ve depresif düşünceler görülebilir. Davranışsal olarak ise dalgınlık, devamlı düşünceli olma hali, iç çekme, öleni arama, onu çağırma ve anma, ölen kişiye ait eşyalara karşı aşırı duygusallık gibi belirtiler normal yas sürecinde görülebilir. Bu bağlamda normal yas süreci yaklaşık altı ay ile bir yıl kadar sürer.

Patolojik Yas 

Yas sürecinin diğer bir çeşidi ise patolojik yastır. Normal yas sürecinin beklenen süreç içerisinde tamamlanmaması ve daha da uzaması durumunda görülen belirtiler, davranışlar ve düşünceler patolojik yas süreci olarak değerlendirilir. Bu bağlamda patolojik yas süreci normal yas sürecinden daha ağır geçen bir süreçtir. Bu bağlamda yas sürecinin çok daha ağır ve kişinin normal yaşamını sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesine engel olacak şekilde sürecin işlemesidir. Bu çerçevede patolojik yasın çeşitli belirtileri bulunur. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yas tutan kişide görülen aşırı hareketlilik ve kendini iyi hissetme durumu
  • Ölen kişiye karşı tutulan yas neticesinde o kişiye ait olan problemli süreçlerin yas tutan kişide de görülmeye başlanması (örneğin: ölen kişide el titremesi gibi bir problem varsa, yas tutan kişininde doğrudan ölen kişiyle özdeşleşerek ellerinin titremeye başlaması.)
  • Sosyal hayatta ortaya çıkan uyum bozuklukları. Arkadaş çevresi ve akrabalar ile yaşanan problemler
  • Kaybedilen kişiyle ilgili bazı kimseleri suçlama ve onlara karşı kötü duygular besleme
  • Kendi başına karar verme yetisini kaybedecek kadar kendini kontrol edememe
  • Hem iş yaşamında hem de sosyal yaşamda başarısızlık, yetersizlik ve hayattan zevk almama gibi duygular
  • Kendini suçlama, ajitasyon, uykusuzluk ve değersiz hissetme gibi duygular patolojik yasın en önemli belirtileridir

Ölüm ve Kayıplarda Destek yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Travmatik Yas

Yas çeşitleri arasında gösterilen travmatik yas ise yine aynı şekilde sevilen birinin ani bir şekilde kaybedilmesi sonrasında bireyde görülen çeşitli davranış, düşünce ve bedensel bozukluklar olarak tarif edilir. Ölümlerin ardından gösterilen tepkiler her ne kadar normal yas olarak adlandırılsa da ani bir ve travmatik bir şekilde kaybedilen kişiler için hissedilen duygular daha ağır olabilir. Ayrıca bu kaybın şiddet içerikli bir şekilde gerçekleşmesi yas sürecinin de olumsuz etkilenmesine sebep olur. Bu bağlamda başlayan travmatik yas kişide çeşitli ruhsal problemlerin başlamasına sebep olabilir. 

Bütün bunlar çerçevesinde travmatik yas sürecinde bireylerde ciddi kişilik bozukluğu, kişilik bozukluğu özelliklerini içeren davranışlar, stres bozukluğu, normal yaşamın düzenini bozan ve beklenmeyen davranışlar görülebilir. Yine ayrılık kaygısı oldukça derindir ve depresyon hali kişilerde görülebilir. Bu etkiler uzun süre devam eder ve bireyle birlikte çevresini de etkileyecek düzeye ulaşır. Bu bağlamda yas terapisi bu kişilere uygulanabilir.

Yas Terapisi

Yas terapisi kişilerin yas sürecinde normal olarak görülen yas belirtilerinin dışında daha uzun süren ve öngörülemeyen davranışların ortaya çıkması sonucu psikolojik olarak destek almasını sağlayan süreçtir. Kişinin kaybıyla ilgili sıkıntılarıyla baş edebilmek ve normal hayata daha çabuk uyum sağlayabilmek amacıyla uygulanan terapidir. Bu bağlamda komplike yas olarak nitelendirilen ve normal yaşama geçiş sürecini engelleyen süreç olarak bilinen davranışların kontrol edilebilmesi amaçlanır.

Yas tutan kişinin yaşadığı çatışma sonrasında günlük yaşama geçişinin daha kolay olması, kaybıyla ilgili tutulan yasın daha kontrol edilebilir olması yas terapisi ile sağlanır. Bu bağlamda terapiyi yapan terapist yas bozukluğu görülen kişiye sosyal destek sağlar ve sağlıklı bir şekilde yas tutmasına imkân sağlar. Bununla birlikte tutulan bu yas sürecini gözlemler ve kontrol edilemeyen davranış ve düşüncelerin önüne geçilmeye çalışılır.

Yas Tutmayı Zorlaştıran Etkenler

Yas tutmak her yaş grubundan insanda görülebilir. Sadece çok küçük yaştaki çocuklar için bu çok da gerçekçi değildir. Kişinin gelişim düzeyine de bağlı olan yas tutma daha çok erişkinlerde kolay bir şekilde görülür. Ergenler daha zor yas tutarlar. Bununla birlikte kişinin ruhsal durumu yas tutulmasının önüne geçebilir. Çocukluk dönemlerinden kalma ruhsal sıkıntılar kişinin yas tutmasını zorlaştırabilir.

Yine kaybedilen kişi ile ilgili yakınlık derecesi ve o kişi ile ilgili bireyde uyanan duygular da yas tutulmasını kolaylaştırıp zorlaştırabilir. Ani ölümler ve kayıplar da yasın tutulmasını zorlaştıran diğer faktörlerdir. Yine kayıp sonrasında duyguların ve düşüncelerin nasıl ifade edileceğinin bilinememesi yas tutmayı zorlaştıran etmenlerdendir.

Yas Tutan Kişilere Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Yas sürecinde normal yas olarak nitelendirilen ve hemen her bireyde yaşadığı kayıp neticesinde görülen davranışlar normal olarak karşılanır. Bu birey için yeterli seviyede bir sağlanan sosyal destek önemli ölçüde rahatlama sağlar. Patolojik ve travmatik yas durumlarında ise yas sürecinin daha rahat ve sağlıklı bir şekilde geçirilmesi için psikolojik destek almak önemlidir.

Bireysel olarak yapılan görüşmelerle yürütülen yas terapisi ise kişilerinz kaybedilen kişiyle olan tamamlanmamış işlerin tamamlanması ve kaybın bilinç ve bilinçdışı düzeyde kabullenilmesi hedeflenir. Ayrıca kayıp karşısında duygularını ifade edebilmesi ve kontrol edebilmesi ve bu sayede ruhsal ve davranışsal bozuklukların önüne geçilmesi sağlanır. Bu çerçevede kişinin yas tuttuğu süreçte gösterdiği belirtiler yas tutan kişilere yaklaşım konusunda önemli ölçüde bilgi verici olmaktadır. Bu süreç gözlemlenmelidir. Yas tutulup tamamlandığında kişinin psikolojik olarak rahatlaması beklenir. 

Blog - Psikoloji